Bankaların gerçek durumu 2010'da ortaya çıkacak

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin

03 Ekim 2009 Cumartesi 16:07

Merkez Bankası'nın faiz indirimleri sayesinde bu yılı rahat geçiren bankaların, 2010'da gerçek durumlarının test edileceğini söyledi. 
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, Türk bankalarının gerçek durumlarının 2010 yılında test edileceğini söyledi. Merkez Bankası'nın faiz indirimleriyle bankaların bu yıl rahat bir dönem geçirdiğini vurgulayan Bilgin, "Ancak, Merkez Bankası'nın faiz indirimlerinin yarattığı rahat dönemin sona ermesiyle birlikte 2010 yılı bankalarımızın gerçek durumlarını test edeceğimiz bir yıl olacaktır" dedi.

Türkiye Bankalar Birliği, Arap Bankalar Birliği ve Dünya Arap Bankacılar Birliği'nin işbirliğiyle düzenlenen "5. MENA Uyum & Yönetim Forumu 2009"da konuşan Bilgin, Türk bankacılığının da küresel mali krizden etkilendiğini söyledi. Eylül 2008 ile Eylül 2009 arasında Türk bankalarındaki mevduat artışının yeterli olmadığını ve mevcudun korunduğunu ifade eden Bilgin, "Büyüyemiyoruz, yeterli kaynağımız yok. Yurt dışı kaynaklarımız kurumuş durumda. Takibe dönüşüm oranlarımız artıyor" dedi.
Ancak, Türk bankacılık sektörünün yüzde 19,8 gibi kuvvetli bir sermaye yeterlilik rasyosuna sahip olduğunu belirten Bilgin, Türkiye'de finansal istikrarın büyük ölçüde Türk bankalarının istikrarına bağlı olduğunu söyledi. 
 
Aşırı denetim zararlı
"Bundan sonra da ihtiyatlı bir iyimserlikle yolumuza devam edeceğiz" diyen Bilgin, kriz hafiflediğinde Türkiye'nin hızlı çıkışında gerekli yakıtı bankacılığın sağlayacağını söyledi.
Küresel bankacılık sektörü ile ilgili düşüncelerini da açıklayan Bilgin, son 3-4 ayda dünyada bankacılık sektöründe tedirginliğin azaldığını ve bankaların daha rahat bankacılık operasyonu yapar hale geldiğini ifade etti. Önümüzdeki dönemde bankacılıkta regülasyon ve denetimin şiddetinin artacağını ifade eden Bilgin, ama bunun çok aşırı olması riskli, aşırı denetim bankacılıkta yaratıcılığı öldürür" dedi. 
Küresel krizin birinci sebebinin batılı bankacılardaki aşırı hırs, daha çok daha çok duygusu olduğunu ifade eden Bilgin, buna bilerek ya da bilmeyerek regülasyonları zayıflatarak da bazı otoritelerin de destek verdiğini söyledi. Bilgin, krizin ikinci önemli sebebi konusunda, "Herkes bisiklete binerken, herkes pedalları çevirirken kimse durmak istemedi. Yanındakine baktı. Geri kalmak istemedi. Bazı ip uçları alsalar bile herkes yoluna devam etti. Nereye kadar? Müzik bitene kadar" açıklamasında bulundu. Dünyada bankaların 1 dolar sermaye ile 50-60 dolarlık iş yaptıklarını belirten Bilgin, "Bu kaldıraç oranı Türk bankalarında 1'e 8'dir. G-20 ülkelerinde bankacılık sektörüne müdahalenin milli gelire oranı yüzde 3'ken Türkiye'de bu oran yüzde sıfır. Bankalarına yardım yapmayan tek ülke Türkiye" dedi.
G-20'de tartışılan banka yöneticilerine prim uygulamasını Türkiye'de 2 yıl önce tartışmaya başladıklarını hatırlatan Bilgin, "Çok şiddetli ulaşılması çok güç hedef verirseniz, yöneticiler marjinal firmalara gidebilir, riskli işler yapabilirler" dedi. Yeni finansal mimarinin en önemli unsurlarından birinin de "şeffaflık" olduğunu vurgulayan Bilgin, "Türk bankalarının bilançoları gerçekten şeffaftır. Rakamlar yalan söylemez, fakat rakamlarla yalan söyleyebiliriz. Amaç rakamlarla oynamayı ve müdahaleyi en aza indirmek olmalıdır" dedi.
 
Basel II'nin önemi arttı
Arap Bankalar Birliği ve Dünya Arap Bankacılar Birliği Başkanı Joseph Torbey ise krizin Basel II açısından da önemli sonuçlar doğurduğunu Basel komitesinin yeni bir çerçeve belirlediğini ifade etti. Torbey, krizden sermaye disiplini, piyasa disiplini ve denetim sürecinin sürekli etkin olmasıyla ilgili 3 önemli ders çıkarıldığını vurgulayarak, Basel komitesinin tavsiyelerinin uzun vadeli sermaye korumasını gerçekleştirmek için büyük önem taşıdığını, ancak iyileştirme ve geliştirme programının etkileri için uzun zamana ihtiyaç olduğunu söyledi.
Lübnan Merkez Bankası Başkan Yardımcısı ve ABD MENA Özel Sektör Diyaloğu Başkanı Muhammed Baasiri de Eylül 2009'da dünyanın önde gelen liderlerinin finansal krizin yarattığı sonuçlara ilişkin bazı önlemler benimsediklerini bunlardan birinin de kara parayı aklamaya yönelik olduğunu ifade etti. MENA'da (Middle East and Nort Africa-Orta Doğu ve Kuzey Afrika) kara para aklama ve terörizme giden finansmanı önlemeye yönelik atılan adımlara değinen Baasiri, kriz sonrası söz konusu bölgede kara para aklama ve terörist faaliyetlere finansal desteğe yönelik suçların artabileceğine dikkat çekti. Türkiye'nin MENA bölgesindeki önemini vurgulayan Türkiye Bankalar Birliği Genel Sekreteri Dr. Ekrem Keskin ise Türk Bankalar Birliği ve Arap Bankalar Birliği arasındaki işbirliklerinin önümüzdeki dönemde de artacağını söyledi. 
BDDK verilerine göre, bankaların toplam kârı bu yıl ilk yedi ayda yüzde 35 artarak 12.7 milyar liraya yükseldi. Toplam kredileri ise geçen yıl sonunun çok az altında kaldı ve 366 milyar lira oldu. Geçen yıl sonunda toplam krediler 367 milyar lira olarak gerçekleşmişti. Toplam mevduat ise yüzde 4 oranında artarak 475 milyar liraya yükseldi. Merkez Bankası, geçen yıl Ekim ayında yüzde 16.75 olan gecelik borçlanma faizini, geçen sürede 9.5 puan düşürerek, Eylül 2009'da yüzde 7.25'e çekti.
Haber Kaynağı: www.yapidenetimhaber.com

Bu haber 452 kez okundu
Yükleniyor...